istanbuldayım , uyandığımda en büyük keyfim nescafe ve sigara ...sabah 6-7 de uyanıp bu keyfi kendime armağan etmeye bayılıyorum. TV de haberleri izleyip , internette çok satan gazetelerin ana başlıklarını okuyup , tekrar henüz soğumamış yatağıma yatıyorum...
İstanbuldayım , tekrar uyandığımda kahvaltı haırlayıp damlayla yiyoruz , içiyoruz ..Damla işe gidiyor ben evde anlamsızca oturuyorum, kitap okuyorum ,internette her dakika gelişen haberlere bakıyorum.. Perdeyi aralıyorum ,istanbul bumu gülüyorum:) kapatıyorum evimi istanbuldan çok seviyorum...Arada okuldan çıkan şımarık gençleri görüyorum ,gülüyorum..
küçük çocukların hoyratça pembe çiçekleri yolup betona çarptıklarını görüyorum..gülüyorum..
sevgililerin kolkola geçişlerine içgeçirip gülüyorum..aşağıya , yukarıya yukarıdan bakıldığında çok komik görünen bu koşturmacaya gülüyorum..
bir dakika telefon çaldı sanırım............
teyzemin torunları geliyorlar yemek yapmam gerek , bana müsaade ..istanbuldayım ,gülüyorum
gençleri seviyorum , onlarla çook gülüyorum..mutluyum yahu :) damla geldiğinde saat 23.00 olacak onunla gün değerlenirmesi yapıp , varsa birşeyler izleyip ben uyuyacağım..istanbuldayım..
yarın belki bir sinema , belki bir tiyatro ,belki bir resim sergisi vs.vs. bu ihtimali seviyorum istanbuldayım
9 Aralık 2010 Perşembe
28 Ocak 2010 Perşembe
ŞANS VE ŞANSSIZLIK ELELE YÜRÜMEK İSTEMEYEN KARDEŞLER
şişmanca ve sarışınca bir kadın küçük pencereden karşıdaki pencereden bakan adama bağırıyor " ich liebe dich mehr wie du" ...Uyuşturucu ile bağlantısı olduğundan 4 yıldan fazla hapiste.. kadın
yatağının tavanına " knast ist zum kotzen" yazmış. Bitkileri var duvar kenarlarında ve onlardan bazılarını alan görevlilere tüm nefreti ile bağırıyor.. Hapisten çıkmak düşüncesi onu mutlu ediyor ama korkuyorda aynı zamanda dışarıda kendisinin neler beklediğini bilemiyor, Çocuklarının izini kaybetmiş kadının adını hatırlamıyorum ancak soyadı "ertugrul" ...Hayat , insanın aklının ucundan geçirmediği şeylerle başbaşa bırakabiliyor kimi zaman ...
Penceredeki adam mutlu olduğunda , sinirli olduğunda sadece yüzü ve sesi ile ona yardımcı oluyorken , şimdi tüm sıkıntılarından kendisi kurtulacak.. artık özgür ama önünde yorucu günler onu bekliyor ,bir çiftlikte iş bulup çalışmaya başlıyor , toprakla uğraşmak daha az düşünmesini sağlıyor ....Yaşam gerçekten inanılmaz , çok basit ve çok zor , elinde beyaz danteli örerken ayağının dibndeki küçük kedi yünü ile oynuyor kadını mutlu ediyor ..
Bisikletine binip , hapihane penceredeki yüzü ziyarete gidiyor...Dudağına bir öpücük kondurmaya..en zor günlerde herzaman bir ılık esinti, cılız bir ışık , bir müzik kırıntısı size yardımcı olabilir, oluyor...İnsanların bunu görmesini isterdim , bazen kendimin bile bunları görmeyecek kadar kör olduğumu düşünüyorum....Oysa orta ısıda, bol şekerli bir süt bile sizi kimi zaman çocukluğunuza getirip , tertemiz bir çocuk yapıyor :) Hadi etrafımızdaki güzel şeyleri görelim o kadar çoklar ki..onları daha çoğaltalım , kendi karanlık ,umutsuz hapishanemizden dışarı çıkalım ..
yatağının tavanına " knast ist zum kotzen" yazmış. Bitkileri var duvar kenarlarında ve onlardan bazılarını alan görevlilere tüm nefreti ile bağırıyor.. Hapisten çıkmak düşüncesi onu mutlu ediyor ama korkuyorda aynı zamanda dışarıda kendisinin neler beklediğini bilemiyor, Çocuklarının izini kaybetmiş kadının adını hatırlamıyorum ancak soyadı "ertugrul" ...Hayat , insanın aklının ucundan geçirmediği şeylerle başbaşa bırakabiliyor kimi zaman ...
Penceredeki adam mutlu olduğunda , sinirli olduğunda sadece yüzü ve sesi ile ona yardımcı oluyorken , şimdi tüm sıkıntılarından kendisi kurtulacak.. artık özgür ama önünde yorucu günler onu bekliyor ,bir çiftlikte iş bulup çalışmaya başlıyor , toprakla uğraşmak daha az düşünmesini sağlıyor ....Yaşam gerçekten inanılmaz , çok basit ve çok zor , elinde beyaz danteli örerken ayağının dibndeki küçük kedi yünü ile oynuyor kadını mutlu ediyor ..
Bisikletine binip , hapihane penceredeki yüzü ziyarete gidiyor...Dudağına bir öpücük kondurmaya..en zor günlerde herzaman bir ılık esinti, cılız bir ışık , bir müzik kırıntısı size yardımcı olabilir, oluyor...İnsanların bunu görmesini isterdim , bazen kendimin bile bunları görmeyecek kadar kör olduğumu düşünüyorum....Oysa orta ısıda, bol şekerli bir süt bile sizi kimi zaman çocukluğunuza getirip , tertemiz bir çocuk yapıyor :) Hadi etrafımızdaki güzel şeyleri görelim o kadar çoklar ki..onları daha çoğaltalım , kendi karanlık ,umutsuz hapishanemizden dışarı çıkalım ..
27 Ocak 2010 Çarşamba
BAŞI ÜŞÜMÜŞ FANİNİN GÜNLÜĞÜNDEN KESİT:)
Birşeyleri ertelemeyi sevmem aslında , gerçekten....ya neden inanmıyorsunuz, öyle diyorum işte. Ama insan sevmediği şeyleri bazen yapabiliyor ve ben de birçok şeyi erteliyorum. Sanki bana yardımcı olacak bir el değecek ve herşeyi düzeltecek, hasta mı oluyorum acaba , şimdi bir ruh doktoruna gitsem, kesin bir ilaç yazar hastalığıma latince, anlam veremediğim bir ad koyar; nur topu gibi bir hastalığınız var der sırıtarak..hoppa ..oysa ben inanıyordum bana bir el yardım edecekti ne güzel. İnandığım şeyler gerçekleşiyor. Ben öyle sanıyorum ya da ne bileyim iyi geliyor bu düşünce ..Eğer böyle bir hastalık da varsa umarım bulaşıcıdır. Bana iyi geliyorsa sana da iyi gelir belki diye ilaç isimlerini birbirlerine söyleyen komşular gibi hep bunu öneriyorum ben de.
Bir yerden hatırlıyorum bu hastalığı , polyannacılık değildi hayır off neydi ? hatırlamıyorum
Neyse işte ilahi bir güç beni tüm sıkıntılardan kurtaracakmış gibi bir duygu...his..
Ne demiştim? dün sevmediğim şeyi bugün seviyorum mesela , çocukken bamya yemezdim asla ,o sümüksü görünüşü midemi altüst ederdi , şimdi bayılırım limonlu limonlu...Ama bakın soğanı hiç sevemedim, eskiden pidenin içinden tüm soğanları ayırırken, birlikte kıymalar da giderdi vs. Bugün gerçekten ölmüşse soğan yiyorum ..tabii yemeğin içinde çok küçük kıyılmışsa..
İşte böyle.. ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum? .. Yaşadıkça herşey değişiyor, sen değişiyorsun ama birileri çıkıyor diyor ki "aaa sen çok severdin" ya da "sen yemezdin ki ondan" ee şimdi yiyorum..Şimdi seviyorum. şimdi yalan söylüyorum. şimdi öğlen uykusunu seviyorum ..şimdi uyuyamıyorum ..Ne dersem o kabul edin işte ...Benimle niye inat yapıyorsunuz ki, ben ne dersem o...Sanki dünya değişmiyor , evet eskiden boğazlı kazak giyerdim bayılırdım şimdi giyemiyorum ....Şimdi yine seviyorum ama giyemiyorum. V yakayı sevmezdim şimdi seviyor ve giyiyorum...Beni dün tanıdığınız gibi tanımayın ,bugün gibi tanıyın ,ben sizi öyle tanıyorum..Bugün gibi....bana yaptıklarınız için değil bana yapmadıklarınız için kırgınım. bu da ne diye sormayın anlamadınız mı ? bana yanlışlarınız oldu sizi yine de sevdim gerçekten yürekten affettim. zaman aktı.. ben sizin yanınızdaydım ne zaman isterseniz , ben sizi hiç istemedim, evet.. ve siz kendiliğinizden gelmediniz neden? bugün beni görmediniz ... ondan işte....
bir faninin günlüğünden kesit yazdım kendime ......
Bir yerden hatırlıyorum bu hastalığı , polyannacılık değildi hayır off neydi ? hatırlamıyorum
Neyse işte ilahi bir güç beni tüm sıkıntılardan kurtaracakmış gibi bir duygu...his..
Ne demiştim? dün sevmediğim şeyi bugün seviyorum mesela , çocukken bamya yemezdim asla ,o sümüksü görünüşü midemi altüst ederdi , şimdi bayılırım limonlu limonlu...Ama bakın soğanı hiç sevemedim, eskiden pidenin içinden tüm soğanları ayırırken, birlikte kıymalar da giderdi vs. Bugün gerçekten ölmüşse soğan yiyorum ..tabii yemeğin içinde çok küçük kıyılmışsa..
İşte böyle.. ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum? .. Yaşadıkça herşey değişiyor, sen değişiyorsun ama birileri çıkıyor diyor ki "aaa sen çok severdin" ya da "sen yemezdin ki ondan" ee şimdi yiyorum..Şimdi seviyorum. şimdi yalan söylüyorum. şimdi öğlen uykusunu seviyorum ..şimdi uyuyamıyorum ..Ne dersem o kabul edin işte ...Benimle niye inat yapıyorsunuz ki, ben ne dersem o...Sanki dünya değişmiyor , evet eskiden boğazlı kazak giyerdim bayılırdım şimdi giyemiyorum ....Şimdi yine seviyorum ama giyemiyorum. V yakayı sevmezdim şimdi seviyor ve giyiyorum...Beni dün tanıdığınız gibi tanımayın ,bugün gibi tanıyın ,ben sizi öyle tanıyorum..Bugün gibi....bana yaptıklarınız için değil bana yapmadıklarınız için kırgınım. bu da ne diye sormayın anlamadınız mı ? bana yanlışlarınız oldu sizi yine de sevdim gerçekten yürekten affettim. zaman aktı.. ben sizin yanınızdaydım ne zaman isterseniz , ben sizi hiç istemedim, evet.. ve siz kendiliğinizden gelmediniz neden? bugün beni görmediniz ... ondan işte....
bir faninin günlüğünden kesit yazdım kendime ......
25 Ocak 2010 Pazartesi
soğuk
soğuk , dışarıda kar yağmaya devam ediyor yataktan çıkmak öylesine zor..Ama kararlıyım bugün dünden farklı olmalı , olduda..erken kalktım şimdilik tek fark bu:) Bankaların açık olduğu bir saatte de dışarı çıkmaya planlıyım ...Soğuk insanı ayıltmalı ama neden iyice uyuşturuyor peki...ben öyle olmasını istediğim için olsa gerek....
yada beni güzel şeylerin karşılamayacağını düşündüğüm içinmi? ama hayat süprizlerle doludur bunuda iyi bilirim...Hadi kalk ...Yüreğindeki sıcaklık yeter diyorum kendime ..söz dinliyorum..
yada beni güzel şeylerin karşılamayacağını düşündüğüm içinmi? ama hayat süprizlerle doludur bunuda iyi bilirim...Hadi kalk ...Yüreğindeki sıcaklık yeter diyorum kendime ..söz dinliyorum..
24 Ocak 2010 Pazar
tembellik
koltuklarımıza kurulu birer yastık gibi oturmuş ,çay ve sigara içiyoruz arada televizyona gözümüzü kaydırıyoruz , bazen film izliyoruz heyacanla ...çekirdeklerimizi çıtlatıyoruz...dışarıda kar güzel yağıyor bazen vazgeçiyor ama yinede beyaza boyadı siyahı ..Ütüler koltuğu doldurmuş yerlere düşecek kadar çok, dolap üstleri , yerler toz ..Olsun bir kahve , bir sigara daha içelim sonra yaparız duygusu ağır basıyor ..Küçüğün odası zaten adım atılacak gibi değil , kızım yap dedikçe yapmayacakmış sustum biliyorum yine yapılmayacak ...Tembellik yapmak bu kadarmı güzel olur yaaaa...Uzun zamandır böylesine dinlenmedim artık ağır gelmeye başladı..Bacaklarım hareketsizlikten ağrıyor ....Dışarı çıkasımda yok başka bir şeylede ilgilenmek istemiyorum..
Gözlerim okumaktan acımaya başladı ..ve düzensiz uykudan başım ağrıyor..Umarım bu alışkalık haline gelmeden düzelir..sabahlara kadar oturmak güzelde uyanmak bilmiyorum güne saat 12 de başlıyoruz... ne gün kahvaltıdan sonra tekrar bilgisayar karşısında koltuklarımızda kuruluyoruz hergünümüz birbirinin aynısı..Yok şikayetçi değilim sadece buna alışmaktan korkuyorum bu kadar dinlenmek yeter fazla bile kendime gelmem lazım bir an önce..Tembellik canlı canlı mezara girmek gibi birşey ...Yarın bambaşka bir gün olacak benim için biliyorum bugün ütüler bitti..Koltuklarımızı sildik..kendimi sevgiyle kucaklıyorum BUGÜN
Gözlerim okumaktan acımaya başladı ..ve düzensiz uykudan başım ağrıyor..Umarım bu alışkalık haline gelmeden düzelir..sabahlara kadar oturmak güzelde uyanmak bilmiyorum güne saat 12 de başlıyoruz... ne gün kahvaltıdan sonra tekrar bilgisayar karşısında koltuklarımızda kuruluyoruz hergünümüz birbirinin aynısı..Yok şikayetçi değilim sadece buna alışmaktan korkuyorum bu kadar dinlenmek yeter fazla bile kendime gelmem lazım bir an önce..Tembellik canlı canlı mezara girmek gibi birşey ...Yarın bambaşka bir gün olacak benim için biliyorum bugün ütüler bitti..Koltuklarımızı sildik..kendimi sevgiyle kucaklıyorum BUGÜN
21 Eylül 2009 Pazartesi
Taşınmak
Evi dağıtmak , evi taşımak yeni bir başlangıç yapmak için dağıtmak...gerekli belkide, belkide gereklidir düzeltmek için bozmak bilmiyorum buna ihtiyacım var boğazlı bir kazak gibi sıkıyor beni bugün herşey ...gideceğim , varacağım yer ne denli rahat bir giysi olacak bilmiyorum ama elbisemi üzerime göre dikeceğim bunun kararını verdim.. İnsanların bana biçtiğini giymekten sıkıldım belkide ,kendime uyarlamak için çok yoruldum bazıları oldu bazıları ıııh...Geldik işte dönüm noktasına yeni bir sayfa açmaya , açarken ne çok tepki aldım , başarısız olacaksın kıyafetini hiç sevmediğim halde ailem bana yakışacağını söyledi yemedim:) kararlıyım aldığım kararla taşınıyorum kolilerde kitaplarım dergilerim , elbiselerim bavullarda , yüreğimde umut yüküyle taşınıyorum beni büyüten bu kasabadan...Her şey güzel olacağına inanarak gidiyorum yaşasın ! Taşınıyorum ...
17 Ağustos 2009 Pazartesi
sessizlik
sessizlik istiyorum , sağır olmadan , konuşmak istemiyorum dilsiz olmadan bunu herkesin yapabilmesinin istiyorum. çok şeymi istiyorum.? dinlemekten sürekli dinlemekten ,düşünmekten sürekli düşünmekten , kimseyi üzmemek adına susmaktan hep tamam evet demekten oradan oraya savrulmaktan yorgun düştüm. evime kapanıp çayımı sigaramı içmek nasıl huzur verdi bugün bana ..telefonlara dedimki ben evdeyim çıkmayacağım bugün dışarıya ..diyebildim diyebildim :) ruhum yoruluyor bu gereksiz herhangi bir yere varmayan yoğunluk , beni uzaklaştırıyor kendimden..Yarın doğacak güneşle yıkanacağım yine biliyorum..Yağmurlarla yıkanmayı istediğim halde ...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
